Skip to content

1046-kpds kelimeleri

VERB NOUN ADJECTİVE
FİİL İSİM SIFAT
abandon terketmek   abandment abandoned
abbreviate kısaltmak   abbreviation
abolish yürürlükten kaldırmak   abolishment
abort çocuk aldırmak   abortion düşük   abortive sonuçsuz-beyhude
abound çok sayıda olmak   abundance bolluk   abundant bol-bereketli
abridge kısaltmak-özetleme   abridgment kısaltma   abridged
absent yok   absence yokluk-eksiklik   absent mazeretsiz
absorb emmek-içine çekmek   absorption absorbent emici
abstain çekinmek   abstention abstemious
abstract özetlemek   abstraction soyutlama   abstract soyut
accelerate hızlandırmak   acceleration ivme      
accentuate vurgulamak-önem vermek   accent aksan      
accept kabuletmek   acceptance uygun bulma   acceptable kabuledilebilir
accomplish başarmak   accomplishment beceri   accomplished hünerli
accord uygunluk   accordence uzlaşma      
account rapor-kar-avantaj-değer   accountant muhasebeci   accountable mesul-sorumlu
accuse suçlamak   accused sanık      
achieve başarmak   achievement başarı-eser   achievale
acquaint bilği vermek   acquaintance tanıdık-bildik      
acquire kazanmak-elde etmek   acquisition kazanç   acquisitive aç gözlü-mal düşkünü
acquit beraat ettirmek   acquittal beraat      
act hareket etmek-davranmak   action hareket-faaliyet   actual gerçek-hakiki-asıl
activate harekete geçirmek   activist
adapt uyarlamak-uydurmak   adaptability kolayca uyum saglayan   adaptable
add eklemek-ilave etmek   addition toplam alma   additional ek-ilave
      adequacy yeterli-uygun-elverişli   adequate
adhere yapışmak   adherence bağlılık-sadakat   adherent taraftar
adjust ayarlamak-uydurmak   adjustment adjustable
administer idare etme-yönetme   administration yönetim-hükümet   administrative idari-yönetimsel
admit içeriye almak   admittance ğiriş izni- kabul   admissible
admonish uyarmak   admonition admonitory
adopt evlat edinmek   adoption benimseme-kabul görme   adoptive üvey
adorn süslemek-abartmak   adorment
advance ilerleme-gelişme   advence advenced ilerlemiş-gelişmiş
      advantage avantaj   advantageous avantajlı
adventure serüven-macera   adventure adventurous macera perest
advertise ilanetmek-duyurmak   advertisement reklam      
advise tavsiye etmek   adviser danışman   advisable
affect tesiretmek-dokunmak   affection yapmacık-gösteriş   affected sahte
affirm doğrulamak-tekrarlamak   affirmation onay   affirmative olumlu
aggress nedensiz kavga-saldırı   agression agressive saldırgan-kavgacı
agree anlaşmak-mutabık kalma   agreement anlaşma-ittifak   disagreeable hoşa giden-razı
alarm korku-dehşet   alarmist alarm aygıtı   alarming
alienate soğutmak-yabancılaştırma   alien yabancı-farklı-zıt   inalienable
allow bırakma-izin verme   allowance ödenek-cep harçlığı   allowable bırakılabilir-izin verilir
allude dokundurma- ima etme   allusion çekicilik-cazibe   allusive
alter değişmek-başka türlü olma   alteration anlaşmazlık   alterable değişiklik
altenate değişimli-bir o bir öteki   alternative iki şıktan biri   alternate
amaze şaşırtmak   amazement amazing şaşırtıcı
      ambition hırs-tutku   ambitous hırslı-azimli
amplify gücünü artırmak-yükseltmek   amplifier yükselteç   ample gerektiğinden çok-bol
amuse eğlendirmek   amusement eğlence   amusing
analyze analiz etmek   analsis çözümleme-tahlil   analytical çözümsel
anger öfke-kızgınlık-hiddet   anger angry kızgın
animate canlı-yaşayan   animation canlılık-heyecan   animated
annihilate yoketmek   annihilation
announce aonsetmek-duyurmak   announcement
annoy kızdırmak-baş ağrıtmak   annoyance can sıkma-sıkıntı   annnoying
apologize özür dilemek   apology özür- mazeret   apologetic
appall şoka uğratmak         appalling korkunç-berbat-rezil
appeal temyiz-yalvarma-cazibe   appeal appeiling dokunaklı
appear gibi görünmek-bulunmak   appearance ortaya çıkma      
apply uygulamak-başvuruda bulunma   applicant applicable uygun-uygulanabilir
appreciate taktir etme-degeri artma   appreciation degerlendirme   appreciative minnetkar
apprehend anlamak-tutuklamak   apprehension korku-endişe-kuruntu   apprehensive kaygılı-kuruntulu
approach yaklaşma-konu açma-yöntem   approach approaching
appropriate ayırmak-tahsisetmek   appropriateness appropriate
approximate hemen hemen dogru ama<    approximation tam değil<   approximate yaklaşık doğru>
assemble biraraya toplama   assembly toplantı   assembled
assimilate üye olma-kaynaşma   assimilation özümseme-sindirim      
assist yardım etmek   assistance yardım-destek      
associate birleştirmek   association kurum-ortaklık-iş birliği      
assume var saymak-farzetmek   assumption üzerine alma-farz-kibir   assumed
assure inandırmaya çalışma-sigorta   assurence assured kendine güven
astonish şaşırtmak   astonisment büyük şaşkınlık   astonishing
attain ulaşmak-elde etmek   attainment attainable
attend dikkatini vermek-ilgilenmek   attention dikkat-ilği   attentive nazik-kibar
attract çekmek   attraction çekicilik-cazibe   attractive güzel-hoş
authorize izin vermek-yetki vermek   authority otorite-uzman   authoritative
automate otomatikleştirme   automation otomasyon   automatic
avail avantaj-yarar-sonuç   availability available kullanıla bilir
avoid kaçınmak-uzak durmak   avoidance avoidable
babysit çocuk bakıcılığı   baby babyish
back sırt-arka-geri-önce   back bahis   back
balance denge-terazi-kıyaslama   imbalance dengesizlik      
ban yasak-yasaklama   ban banned
base temel-başlangıç-öz   basis merkez   basic temel
bear dayanmak-katlanmak   bear ayı   bearable katlanılır
beautify güzellik   beautician güzellik uzmanı   beautiful güzel
befriend arkadaşça davranmak   friend arkadaş   friendly
beg dilenmek   beggar dilenci-fakirleştirmek      
begin başlamak   beginner acemi      
behave davranmak-nazik davranm   behaviour davranış-hareket      
believe inanmak   belief güven-inanç   believable inanılır
benefit yarar-avantaj-işsizlik ödenegi   beneficiary miras-kareden kimse   benefical
better gelişmek-geliştirmek   betterment
bewilder şaşırtmak   bewilderment şaşkınlık-hayret   bewilderingly
blind kör-dikkatsiz-anlayışsız-görünmez   blindfold göz bağı   blind
bound hoplamk-sekmek-ciltlenmiş   boundary sınır   boundless sonsuz
break kızdırmak-baş ağrıtmak   breakage kırık-çatlak      
broaden genişlemek-genişletmek   breadth genişlik-en   broad geniş-enli
burgle ev.vb.soymak   burglar hırsız      
               
calculate hesaplamak-planlamak   calculator hesap makinası   calculating kurnaz
capitalize …den yararlanmak   capital başkent-anamal      
capture esir almak-tutmak-ganimet   captor esir alan kişi   captive tutsak-esir
care kaygı-dikkat-koruma   care özen-sorumluluk   carefull
carry taşımak-desteklemek-içermek   carriege araba-vagon-nakliye      
categorize sınıflandırmak   category sınıf-kategori   categorical kesin-koşulsuz
centralize merkezileştirmek   centralization central merkezi-ana-uygun
cheer alkışlamak-neşe-umutlandırmak   cheering cheerfull neşeli-şen-keyifli
      child childish
chill sogumak-soguk-titreme   chilliness chilly soguk-serin
circle çember-halka-daire-çevresini dolaş   circle sirk   circular dairesel-genelge
cite mahkemeye çagırmak-bahsetmek   citation celpname      
civilize uygarlaşmak-uygarlaştırmak   civilization modern toplum   civil medeni-nazik-kibar
clarify açıklamak-aydınlanmak-arıtmak   clarity açıklık-berraklık   clear açık-masum-temiz
classify sınıflandırmak   classification tasnif-bölümleme   classified sınıflandırılmış
cohere yapışmak-birbirini tutmak   cohesion yapışma-bir birini tutma   coherent tutarlı-kolayca anlaşılan
coincide aynı zamana rastlamak-çakışmak   coincidence rastlantı-tesadüf   coincidental tesadüfi
collaborate birlikte çalışma-iş birliği yapma   collaboration iş birliği      
collapse çökmek-yığılmak-güçten düşmek   collapse başarısızlık   collapsible katlanabilir-açılır kapanır
collect toplamak-birikmek-toparlamak   collector vergi top.kişi-koleksiyoncu   collective ortak
colour yüzü kızarmak-etkilenmek-boya   colour renk   colourful renkli-canlı
comfort rahatlık-ferahlık-avuntu-teselli   comfort yardım-destek   comfartable konforlu-huzurlu
commit teslim etmek-üstlenmek-vaadetmek   commitment söz-sorumlulk-teslim etme   committed kendini adamış
communicate nakletmek-iletişim kurma-açıklama   communication iletişim-haberleşme   communicative konuşkan-geveze
compare karşılaştırmak-benzetmek   comparison mukayese-benzerlik   comparative üstünlük derecesi
compel zorlamak   compulsion zorlama-baskı-tutku   copulsive zorunlu-mecburi
compensate tazminat ödemek-bedelini vermek   compensation tazminat-telafi   compensatory telafi edici
compete yarışmak   competition rekabet-denemesınavı   competitive rekabetçi
      complex karmaşık-karışık      
complain şikayet etmek-yakınmak   complaint resmi şikayet-yakınma      
complement tamamlamak   complement tamamlayıcı-tam kadro   complementary tamamlayıcı
complete tamamlamak- bitirmek   completeness incomplete bitmemiş
complicate karıştırmak-güçleştirmek   complication karışıklık-yeni sorun   comlicated komplike-zor
compliment iltifat-övmek-saygılar   compliment complimentary bedava-parasız
compose bestelemek-sakinleştirmek   composer besteci      
compreherend anlamak-kavramak   comprehension kavrama testi   comprehensive etraflı-çok yönlü
compute hesap yapmak-hesaplamak   computation ölçüm-ölçümleme      
conceive tasarlamak-düşünmek-gebe kalmak   conception anlayış-fikir-kavram   conceptual kavramsal
concentrate toplanmak-konsantre   concentration toplama-toplanma   concentrated çok güçlü yoğun
cocnlude çözmek-bitirmek-sonuca varmak   conclusion son-karar-anlaşma   conclusive kesin
conduct yönetme-idare-klavuzluk   conduct taşıma-nakletme      
confess itiraf-günah çıkarma(papaza)   confession confessed aleni-açık
confide sır söylemek-açılmak   confidence güven-sır   confident kendinden emin
confirm doğrulamak-onaylamak-pekiştirme   confirmation kanıt   confirmed sürekli-müzmin
conflict uyuşmamak-anlaşmazlık-zıtlık   conflict conflicting
confuse şaşırtmak-karıştırmak   confusion kargaşa-düzensizlik   confusing
congratulate kutlama-tebrik   congratulation congratulatory tebrik eden
connect bağlamak-birleştirmek   connection bağlantı-ilişki-müşteri   connected bağlı-ilğili
conserve korumak   conservation idareli kullanma   conservative tutucu-muhafazakar
consider gözönünde tutmak-hesabe katma   consideration dikkat-ödeme-ödül   considerable büyük-önemli
constitute oluşturmak-kurmak   constitution yapı-anayasa-kural   constitutional yapısal-anayasal
construct inşaetmek-kurmak   construction yapım-inşaat-anlam   constructive yardımcı-yararlı
consult danışmak-başvyrmak   consultant başhekim-uzman      
consume tüketmek-yoketmek   consumer tüketici   consumable
contaminate bulaştırmak-zehirlemek   contamination
contemplate niyetinde olmak-düşünüp taşınmak   contemplation derin düşünme-niyet   contemplative düşünceli-dalğın
continue devamettirmak-sürmek   continuation devam etme   continuous sürekli-devamlı
contradict inkaretmek-yalanlamak   contradiction tersini söyleme-zıtlık   contradictory çelişkili-tutarsız
contrast karşıtlık-karşılaştırma-zıtlık   contrast çelişmek-tezat   contrasting
contribute katkıda bulunmak-neden olmak   contribution katılım-katkı-makale   contributory payı olan-neden olan
convene toplantıya çagırmak-buluşmak   convention conventional geleneksel-törel
convert değiştirmek-döndürmek   conversion din değiştirme-dönüşme   convertible başka bir şeye dönüşür
cooperate birlikte çalışma-iş birliği   cooperation cooperative yardımcı-kooparatif
correct düzeltmek-kurala uygun   correction ceza-cezalandırma   corrective düzeltici
correspond uymak-uyuşmak-uygun olmak   correspondence yazışma-mektuplaşma   corresponding mutaakıp-benzer
corrupt rüşvet vermek-yozlaşmış-kötü   corruption namussuzluk-rüşvetçilik   corrupt laçka
cover örtmek-kaplamak-sigorta   coverage tv.gzt.olaya ayrılan yer /     veya zaman
      coward korkak   cowardly kokakça
covet göz dikmek         covetous
create yaratmak-yol açmak-atamak   creator yaratıcı   creature yaratık
criticize kusur bulmak-eleştirmek   critique eleştiri yazısı-kritik   critical eleştiren-kusur bulan
cube bir sayının küpü   cubicle küçük oda-kabin   cubic
cultivate toprağı işlemek-yetiştirmek   cultivation toprağı işleme   cultivated kültürlü-işlenmiş
      culture kültür-yetiştirme   cultural kültürel-etkinsel
      curiosity curious
curtail kısa kesmek-azaltmak   curtailment
darken kararmak-karartmak   darkness karanlık   dark
deceive kararlı-kesin   deception aldatma-aldanma-hile   deceptive aldatıcı-yanıltıcı
decide karar vermek-seçim yarma-sonuç   decision karar-kararlılık   decided kararlı-açık
decorate süslemek   deceration süsleme-nişan-madalya   decorative süsleyici-dekoratif
dedicate adamak   dedication dedicated kendini adamış
deduct çıkarmak-azaltmak-eksiltmek   deduction kesinti-indirme-sonuç   deductible
deepen derinleştirmek   depth derinlik   deep derin-yogun-ciddi
defend savunmak-müdafa etmek-korumak   defence savunma   defensive savunucu-koruyucu
defer ertelemek-sonraya bırakma   deferment
define tanımlamak-belirtmek   definition tanım-açıklık-berraklık   definable
delinquency görevi ihmal-suç işleme   delinquent suçlu-görevini yapmayan
delude kandırmak-aldatmak   delusion aldatma-yanlış inanç      
demonstrate kullanılışını gösterme-gösteri yapma   demonstration gösteri   demonsrative duygularını gizlemeyen
deny inkar etmek-yalanlamak   denial inkar-yalanlama   deniable
depend güvenmek-bel bağlamak   dependence bağımlılık-güven   dependent bağlı-muhtaç
derive elde etmek-türemek-çıkarmak   derivation türeme-türetme   derivational
describe tanımlamak-betimlemek-çizmek   description tanım-tarif   descriptive tanımlayıcı-betimsel
desire arzulamak-istek-dilek-emel   desire desirable istenilir-arzu edilir
destory yoketmek-mahvetmek-yıkmak   destruction yıkım   destructive yıkıcı
deter alıkoymak-caydırmak   detention alıkoyma-engelleme      
determine karar vermek-belirlemek   determination azim kararlılık-belirleme   determinable
devote ,,,e adamak-vermek   devotion adama-bağlılık-dindarlık   devoted sadık-bağlı-düşkün
dictate dikte etmek-yazdırmak   dictatorship diktatörlük   dictatorial
die ölmek-metal kalıp-oyun zarı   death ölüm-son-yıkım   dead ölü-cansız
differ farklı olmak   difference farklılık-uyuşmazlık   different ayrı
disappoint hayal kırıklığına uğratmak   disappointment düş kırıklığı   disappointingly düş kırıklığına uğratıcı
disapprove onamamak-tasvip etmemek   disapproval uygun ğörmeme-hoşnutsuzluk      
      disaster felaket-yıkım   disastrous felaket getiren
      disadvantage dezavantaj   disadvantageous elverişsiz-zararlı
disperse dağılmak-yayılmak   dispersion
dispose kurtulmak-başından atmak-hazırlama   disposal elden çıkarma-düzenleme      
discern farketmek-ayırdetmek-seçmek   discernment discernible
discriminate farklı görmek-ayrım yapmak   discrimination ayrım-fark gözetme   discriminatory
disgrace küçük düşürme-reziletme-kara leke   disgrace disgraceful
dispute tartışma-çekişme-uyuşmazlık   dispute disputed
distinguish ayırt etmek-ayırmak-sivrilmek         distinguishable ayırt edilebilir
distract işinden alı koymak-meşgul etmek   distraction dikkat dağıtıcı şey   distracted kafası karışmış-telaşlı
disturb rahatsız etme-bozma-karıştırma   disturbance karışıklık-huzursuzluk   disturbed rahatsız-huzursuz
divide bölmek-ayırmak   division payetme-bölme   divisible bölüne bilir
divulge açığa vurmak   divulgence
dominate egemen olmek-etken olmak   dominance egemenlik-üstünlük   dominant egemen-üstün
doubt kuşkulanmak-emin olmamak-kuşku   doubt doubtful kuşkulu-güvenilmez
dramatize oyunlaştırmak-sahneye uyarlamak   drama drama-tyatro sanatı   dramatic heyecanlandırıcı
dread çok korkmak-dehşet   dread dreadful korkutucu-berbat-rezil
dream rüya-düş   dreamer hayal perest   dreamy hayalci-harika-nefis
duplicate digerinin aynısı-çift-kopya etmek   duplicate
eagerness eager
ease rahatlık-kolaylık-dindirmek   ease easy
eat yemek yemek-kemirmek   eater eatable
economize idareli harcamak-tasarruf   economy economic iktisadi
educate egitmek-öğretmek-okutmak   education öğrenim-tahsil-öğretim   educational eğitimsel-egitsel
effect sonuç-etki-anlam-efekt   effect efective etkileyici-etkili
eliminate elemek-…den kurtarmak   elimination eleme-çıkarma-atma      
embarrass sıkmak-şaşırtmak-mahçup etmek   embarraament embarrassing utandırıcı-can sıkıcı
embezzle zimmetine para geçirmek   embezzlement
emigrate göç etmek   emigration göç      
emit göndermek-yollamak-yaymak-salmak   emission
employ iş vermek-görevlendirmek   employee işçi-hizmetli-çalışan      
empower power yetki-güç-iktidar-otorite   powerful güçlü-etkili
empty boş-saçma-abuk sabuk   emptiness empty
enable imkan tanımak   ability able güçlü-yetenekli-muktedir
encourage cesaretlendirmek-yüreklendirmek   courage yüreklilik-cesaretlilik   courageous yiğit-cesur
endure dayanmak-tahammül etmek   durability durable dayanıklı-uzun ömürlü
energize energy enerji-güç   energetic çalışkan-enerjik-güçlü
enforce zorlamak-infaz etmek   enforcement enforceable
enjoy zevk almak-kullanmak   enjoyment zevk-haz   enjoyable zevkli-hoş-güzel
enrich zenginleştirmek   riches rich
enthuse çok ilği göstermek   enthusiasm büyük ilği-heves   enthusiastic
entice ayartmak-kandırmak   enticement enticing
equalize eşitlemek   equality eşitlik   equal eşit-denk-akran
erect dik-dimdik   erection sertleşme-yapma-dikme   erect
err yanılmak-hata etmek   errant yanlış-hatalı   erroneous yanlış-hatalı
      essence asıl-öz-esas   essential gerekli-başlıca-esas
establish tesis etme-kurma-kabulettirmek   establishment kuruluş-tesis-kurum   established
estimate değer biçmek-hesaplamak-tahmin   estimation kanı-düşünce-yarğı   estimated
evacuate boşaltmak-tahliye etmek   evacuees tah.edilen kimse      
evade kaytarmak-sıvışmak   evasion evasive
evolve gelişmek-evrim geçirme   evolution evrim-değişim   evolutionary evrimsel
excel çok iyi olmak-üstün olmak   excellence üstünlük-mükemmellik   excellent mükemmel-kusursuz
excite heyecanlandırmak-yol açmak   excitement heyecan verici olay   excited heyecanlı
exclude kabuletmemek-saymamak-kovmak   exclusion exclusive
execute idam etmek-uygulamak-çalmak   execution yapma-yürütme-idam   executive yürütücü-yönetici
exeplify example örnek   exemplary
exhaust çok yormak-tüketmek-egzos   exhaustion yorgunluk-bitkinlik   exhaustive enine boyuna-eksiksiz
exist varolmak-yaşamak   existence varlık-yaşam biçimi   existing
expand genişletmek-uzatmak   expansive geniş-açık yürekli      
expend harcamak-sarfetmek   expense harcama-gider-masraf   expendable harcanılabilen
experience tecrübe-serüven-görüp geçirme         experienced deneyimli-tecrübeli
experiment deney yapmak         experimental deneysel
explain açıklamak   explanation açıklama   explanatory açıklayıcı
expose açmak-ifşa etmek-teşhir   exposition açıklama-izahat-sergi   expository
express hızlı-süratli-dile getirmek   expression anlatım-yüz ifadesi-deyiş   expressionless ifadesiz
extend uzamak-genişletmek-germek   extension uzatma-ilave-ek   extensive büyük-derin-kapsamlı
extract çekip çıkarmak-sökmek-aktarmak   extractor aspiratör      
      extravagance savurganlık-ölçüsüzlük   extravagant müsrif-mantıksız-saçma
               
face yüz-görünüş-itibar-şeref   facing dış yüzey-kaplama   facial yüz makyajı-bakım
facilitate kolaylaştırmak   facility yetenek-avantaj-kolaylık   facile kolay-basit-anlamsız
fail başaramamak-sınıfta kalmak-çakma   failure başarısızlık-ğüçsüzlük      
      faith iman-şeref sözü-sadakat   faitful bağlı-inançlı-yanlışsız
falsify değiştirmek   falsification false YANLIŞ
      fame ün-şöhret   famous ünlü-meşhur
familiarize alıştırmak-tanıtmak   familiarity aşinalık-içtenlik-samimilik   familiar bildik-aşina-laubali
fascinate etkilemek-büyülemek   fascination fascinated
fatality ölüm-felaket   fatal ölümcül-tehlikeli
fault hata-suç-kusur-çatlak-fay   fault faulty hatalı-kusurlu-eksik
favour onaylama-iltimas-yardım-lütuf   favourite favori-gözde   favourable olumlu-elverişli
fear korkmak-ürkmek-dehşet-kaygı   fear fearful korkunç-endişeli-kaygılı
feel hissetmek-gibi görünmek-sezmek   feeling hassasiyet-duygu-his-zan      
fertilize döllemek-gübrelemek   fertility verimlilik-dogurganlık   fertile bereketli-doğurgan
finance maliye-finans-mali durum   financier maliyeci-sermayedar   financial mali
firm şirket-sert-dayanıklı-sabit   firmness firm
fluctuate inip çıkmak   fluctuation
fool aptal-enayi-alaya almak   fool foolish saçma-budalaca-akılsız
      foreigner yabancı   foreign yabancı-dış
formulate açık ve kesin-formülleştirmek   formulation
foresee önceden görmek-tahmin         foreseeable tahminedilebilir
found kurmak-inşaa etmek-desteklemek   foundation kuruluş-vakıf-temel      
      frankness frank doğru sözlü-samimi
free özgür-parasız-cömert-rahat   freedom özgürlük-bagımsızlık   free
freshen rüzgarın sertleşmesi   freshness fresh taze-körpe-temiz-tatlı
frighten korkutmak-ürkütmek   fright korku   frightful korkunç-berbat
frustrate boşa çıkmak-hüsrana uğramak   frustration engelleme-düş kırıklığı   frusrating
fulfill yerine getirmek-gerçekleştirmek   fulfillment ifa-yapma-yerine getirme      
function görev-amaç-merasim-çalışmak         functional işlevsel-pratik
fuss yaygara-gürültü-sinirlendirmek         fussy huysuz-titiz-mızmız
               
      gallantry kibarlık-yiğitlik-cesaret   gallant yürekli-cesur-kibar-şık
generalize genelleme yapmak   generality genellik-çoğunluk   general genel-yaygın-şef
generate oluşturmak-doğurmak   generation elektirik üretme-nesil   generative
gladden sevindirmek-mutlu etmek   gladness glad mutlu-memnun-sevinçli
glorify övmek-yüceltmek   glory şan-şeref-görkem   glorious şanlı-şerefli
glut taşırmak-bolluk   glutton obur   gluttonous aç gözlü-pis bogaz
govern yönetmek-idare etmek   governor vali-yönetici-patron   governmental
grace güzellik-şükran duası-süre-bezemek         gracefull zarif-hoş-nazik
      gradualness gradual derece derece-aşamalı
gratify sevindirmek-mutlu etmek   gratification gratifying
grieve acı çekmek-mutsuz etmek   grief acı-keder-üzüntü   grievous zarar ve acı veren
guide rehberlik etmek   guidance öğüt-akıl-yol gösterme   guided
harm zarar-kötülük-incitmek   harm harmfull
harshen harshness harsh sert-cırtlak-haşin
hasten acele etmek-hemen söylemek   haste acele-telaş   hasty aceleye gelmiş
hazard tehlike-tehlikeye atmak   hazard hazardous tehlikeli-riskli
heat ısı-sıcaklık-eleme yarışı   heating ısıtma sistemi   heated hararetli-ateşli
      heroism kahramanlık   heroic yiğitçe-kahramanca
horrify korkutmak-dehşete ugratmak   horror korku-dehşet   horrible korkunç-rezil-iğrenç
humanize insallaştırmak   humanity insanlık   humane insancıl-sevecen
humiliate gururunu kırmak-reziletmek-bozmak   humiliation humble gösterişsiz-fakir-sıradan
humour komiklik-mizah-huy-güldürmek   humorist şakacı kimse   humorous komik-gülünç
hypothesize hypothesis hipotez-varsayım   hypothetical varsayımlı
               
               
idealize mükemmel olarak görmek   idealization idealistic
identify tanımak-teşhis-aynı saymak   identification kimlik-teşhis   identical benzer-aynı
ignore aldırmamak-önem vermemek   ignorance cahillik-cehalet   ignorant bilgisiz-cahil-görgüsüz
illustrate resimlemek-örneklerle açıklamak   illustration resim-örnek   illustrative açıklayıcı-aydınlatıcı
imagine hayal etmek-sanmak-düşünmek   imagination hayal gücü-düş-kuruntu   imaginative hay.gücü kuvvetli-yaratıcı
imitate taklit etmek-benzemek   imitation taklit eser yapma   imitative
immediacy yakınlık-ivedilik-önem   immediate acele-acil-çabuk
      immensity immense uçsuz bucaksız
immigrate göcetmek   immigration göç   immigrant göçmen
immunize bağaşıklık kazandırmak   immunity bağışıklık-dokunulmazlık      
impeach suçlamak   impeachment unimpeachable
impel zorlamak-sevketmek   impulse itici güç-güdü   impulsive itici-atılgan
imply ima-dolayısıyla anlatmak   implication suçlama-kinaye   implicit imalı-kapalı
      impossibility impossible imkansız-dayanılmaz
impoverish yoksullaştırmak   poverty yoksulluk   poor fakir-yetersiz-kalitesiz
impress hayran bırakmak   impression izlenim-fikir-baskı-taklit   impressive etkileyici
include katmak-dahiletmek-içermek   inclusion dahiletme-ilave   inclussive her şey dahil
      independence bağımsızlık   independet bagımsız
indicate göstermek-belirtmek-sinyal vermek   indication belirti-iz- işaret   indicative gösterici-belirtici
individualize individuality kişilik-bireylik-özellik   individual bireysel-kişişsel
      inevitability inevitable kaçınılmaz
infer sonucunu çıkarmak-anlamak   inference anlam çıkarma-sonuç   inferential
influence etki-nüfuz-torpil-etkilemek   influence influential güçlü-etkili
inform haberdar etmek-bilgi vermek   information bilği-haber   informative aydınlatıcı
inherit miras olarak almak   inheritance miras-kalıt   hereditary
initiate başlamak-başlatmak-kabuletmek   initiation initial ilk-önceki-ilk harf
      insecurty insecure güvensiz-emniyetsiz
insist israr etmek-dayatmak   insistence ısrar   insistent ısrarlı
inspect denetlemek-gözden geçirmek   inspector müfettiş-polis komseri      
inspire esinlemek-ilham vermek   inspiration esin-ilham kaynağı   inspired
institute enstitü-kurum   institution kurum-kuruluş-dernek   institutional
instruct bilği vermek-talimat   instruction öğretim-talimat-yönerğe   instructive öğretici
integrate bütünleşmek-kaynaşmak-katmak   integration disintegrated bütünleşmiş
intend tasarlamak-planlamak   intention niyet-maksat-kasıt   intentional kasıtlı
intensify yogunlaştırmak   intensity yoğunluk   intense şiddetli-güçlü-ateşli
interest ilği çekmek-yarar-faiz-ilğilendirmek         interested ilğili-meraklı
interpret tercumanlık-çevirmenlik   interpretation yorum-tesir-açıklama      
introduce tanıtmak-tanıştırmak   introduction taktim-önsöz-giriş   introductory tanıtıcı
invade istila-akın-baskın-tecavüz   invasion
invent icat etmek-uydurmak   invention icat-buluş   inventive yaratıcı-bulucu
invigorate güçlendirmek-canlandırmak   vigor güç-kuvvet-dinçlik   vigorous güçlü-dinç
invite davet etmek   invitation davet-çağrı   inviting davetkar-çekici
      irony ince alay   ironic alaycı
irrigate toprağı sulamak   irrigation
irritate kızdırmak-tahriş etmek   irritation irritant tahriş edici madde
               
justify haklı çıkarmak-savunmak   justification justifiable savunulabilir
know bilmek-tanımak-görmek   knowledge bilgi   knowing bilgiç-kurnaz
labor emek-işçi-çalışmak-çabalamak   laborer işçi-emekçi   laborious yorucu-zahmetli-güç
lament aglayıp sızlamak-agıt-inleme   lamentation lamentable içler acısı-acınacak
laze tembellik etmek   laze lazy tembel-ağır-uyuşuk
legalize yasallaştırmak   legality yasallık   legal yasal
legitimize legitimacy legitimate yasal-meşru-mantıklı
liberate serbest bırakmak   liberty özgürlük   liberal liberal-cömert
lie yatmak-uzanmak-yalan söylemek   liar yalancı      
localize belirli bir yere sınırlamak   locality yer-yöre-olay yeri   local lokal-yöresel-il
locate yerini öğrenmek   location yer-konum   local lokal-yöresel-il
loiter oyalanarak yürümek   loiterer
lose kaybetmek-kazanamamak-israf etmek   loss kaybetme-zarar-ziyan   lost kayıp-yitirilmiş-boşa gitmiş
      loyalty bağlılık-sadakat   loyal vefalı-sadık
love aşk-sevgi-teniste sıfır   lover aşk-sevgili-aşık   loving
man adam-kişi-insanlık   man manly mert-yiğit erkek
manage yönetmek-dizginlemek-becermek   management yönetim-idare   manageable yönetile bilir-kullanışlı
manipulate beceriyle kullanmak-ustalıkla yönetme   meaning anlam-önem-değer   meaningfull anlamlı
meditate arabuluculuk etmek   meditation meditasyon      
memorize ezberlemek   memorial anıt   memorable anılmaya değer
      might …e bilmek-meli-kudret   mighty güçlü-kuvvetli
migrate göç etmek   migration göçme   migratory
mistake yanlış anlama-karıştırma-hata         mistaken yanılmış-hatalı
mix karıştırmak-kaynaşmak-birleşim   mixture karışım      
mobilize silah altına almak   mobility mobile
modernize yenileştirmek   modernization modern çağdaş
modify değişiklik yapmak   modification değiştirme   modifier anlam değiştirici
motivate harekete geçirmek   modivation güdüleme-neden   motivated
murder cinayet-ölüm-öldürmek   murderer katil   murderous öldürücü-cinai
               
narrate anlamak-aktarmak   narration anlatma-öyküleme   narrative öykü-öyküsel
necessitate gerektirmek-zorunlu kılmak   necessity zorluk-ihtiyaç-gereksinim   necessary gerekli-kaçınılmaz
negate etkisiz duruma getirme-reddetme   negation negative negatif-olumsuz
neutralize etkisiz hale getirme-yansızlaştırmak   neutrality tarafsız olma-yansızlık   neytral
notice duyuru-bildiri-habereleştiri-dikkat         noticeable dikkate değer-önemli
               
obey itaat etmek-uymak-söz dinlemek   obedience itaat-uymasöz dinleme   obedient iteatkar-uysal
object nesne-şey-amaç-nesne-itiraz-konu   objection itiraz-engel   objectionable itiraz edilebilir-nahoş
obligate bağlamak-mecbur etmek   obligation zorunluluk-ödev-senet   obligatory zorunlu-bağlayıcı
observe dikkat etme-inceleme-riayet etme   observation inceleme-gözlem-görüş   observent
obsess hiç aklından çıkmamak   obsession takınak-saplantı-sabit fikir   obsessive saplantısal
obtain elde etmek-edinmek   obtainment obtainable
occupy işgal etmek-zaptetmek-meşguletme   occupation meslek-iş-işgal   occupational mesleki-meslekle ilğili
offend suç işlemek-güçlendirmemek-kırmak   offense suç-kusur-saldırı-hakaret   offensive pis-çirkin-iğrenç-saldırı
omit dahiletmemek-ihmal etmek   omission dahiletmeme-atlama      
operate işletmek-çalışmak-ameliyat etme   operation operasyon-iş-işletme   operative işleyen-faal-yürürlükte
      opportunity fırsat-elverişli zaman   opportunely
oppose karşı çıkmak   opposition itiraz-direnme-muhalefet   opposite zıt-ters-aksi-karşıt
      optimist iyimser kimse   optimistic iyimser
organize kurmak-düzenlemek   organization örgüt-organizasyon   organized
pack bohça-paket-deste-konserve   packer ambalaj makinesi   packed
pain ağrı-acı-baş belası-kalbini kırmak         painful acı veren
paint boyamak-tasviretmek-makyaj   painter ressam-boyacı   painted
part bölüm-parça-pay-taraf-görev-rol-fasıl         partial bölümsel-kısmi
participate katılmak-iştirak etmek   participation katılma-katılım   participatory
pass geçmek-sollamak-geçit-paso-kur   passage geçiş-pasaj-paragraf   passing geçen-ilerleyen
pay ödemek-cezasını çekmek-maaş   payment ödeme-ücret      
penetrate içine girmek-nüfus etmek-çözmek   penetration penetrating
perceive algılamak-kavramak-anlamak   perception alğı-kavrayış-seziş   perceivable
perform yerine getirmek-temsiletmek-rol almak   performance performans-gösteri-oyun   performing
perish ölmek-yokolmak-çürümek   perishables perishing hava buz gibi
permit izin-ruhsatname-izin kağıdı   permission müsaade-izin   permissive aşırı müsaadekar
perpetuate sürdürmek-devam ettirmek-korumak   perpetuity perpetual kalıcı-ebedi-sürekli
persist inat-vazgeçmemek-sürüp gitmek   persistence ısrar-inat-sebat   persistent inatçı-ısrarlı-sürekli
personify simgesi olmak-kişileştirmek   person kişi-birey-insan   personal kişisel-özel-bedensel
persuade ikna etmek-inandırmak   persuasion ikna kabiliyeti-inanç   persuasive inandırıcı
pervade doldurmak-kaplamak   pervasiveness pervasive
philosophize philosopy filoloji   philosophical felsefi-mantıklı
plagiarize …den aşırmalar yapmak   plagiarism intihal-aşırma      
pollute kirletmek   pollution kirlenme-kirlilik   polluted
populate bilirli bir yrde yerleşmek   population nüfus-ahali-halk   populous
possess sahip olmak-etkisi altına almak   possession sahiplik-servet-sömürge   possessive kendine müslüman
power yetki-güç-kuvvet-iktidar-nüfuz-etki         powerful güçlü-etkili
precede ..den önce yer almak         preceding önceki
predict önceden bildirmek   prediction önceden haber verme-kehanet   predictable tahmin edilebilir
prefer tercih etmek-yeğlemek   preference tercih-öncelik hakkı   preferable daha uygun-daha iyi
prepare hazırlamak   preparation hazırlama-hazırlık-hazır ilaç   prepared hazır-gönüllü-istekli
present hediye-taktim etmek-mevcut-şuanki   presentation sunma-taktim-gösterme   presentable uygun-düzgün-yerinde
presume farzetmek-haddini bilmemek   presumption tahmin-küstahlık   presumable
pretend rol-yapmak-numarası yapmak   pretender hak iddaa eden   pretentious kendini begenmiş
prevent önlemek-engellemek-alı koymak   prevention önüne geçme   preventive önleyici-koruyucu
produce üretmek-yetiştirmek-ürün-doğurmak   product ürün-sonuç-çarpım   productive verimli-üretken-yaratıcı
profit kazanç-kar-yarar-çıkar         profitable kazançlı-karlı-yararlı
prohibit yasaklamak-engel olmak   prohibition yasaklama-yasak   prohibitive yasaklayıcı-engelleyici
project tasarı-proje-fırlatmak-planlamak   projection fırlatma-çıkıntı-gösterim      
pronounce söylemek-telaffuz etmek-bildirmek   prounciation
prosper başarılı olmak   prosperity başarı-refah   prosperous başarılı-zengin
protect korumak-yabancı mala yüksek vergi   protection koruyucu   protective koruyucu
provide sağlamak-şart koşmak   provision hazırlık-tedarik-hüküm-koşul   provisional şimdilik geçerli olan
proveke kışkırtmak-öfkelendirmek-tahrik   provocation kışkırtma-öfkelendirme   provocative
publish yayımlamak-açığa vurmak-yaymak   publication yayımlama-yayım   published
punctuate noktalama işaretlerini koymak   punctuation noktalama      
punish cezalandırmak-hırpalamak   punishment ceza-kötü davranma      
purge tasfiye-arıtma-temizleme-aklamak   purgation purgative müshil-iç sürdürücü
puzzle şaşırtmak-bulmaca-muamma   puzzle puzzling
qualify hak kazanmak-yeterli kılmak-degiştirme   qualification niteleme-özellik-vasıf-şart   qualified kalifiye-vasıflı-şartlı
question soru-proplem-kuşku-şüphe   questionnaire anket   questionable tartışılabilir-şüpheli
quiten quiet tamamen-oldukça-hayli   quiet
quote alıntı yapmak-zikretmek-fiyat verme   quotation rayiç-alıntı-piyasa   quotable
react tepki göstermek-karşılık verme   reaction tepkime-reaksiyon   reactionary gerici
realize anlamak-saptamak-gerçekleştirme   realization realistic gerçeğe uygun
receive evine almak-maruz kalmak-taşımak   receiver kabul eden-ahize-alıcı   receptive yenilikçi-ilerici-modern
      recently son günlerde-yakında   recent yeni-yakında olan-son
recognize tanımak-onaylamak-taktir etmek   recognition tanıma-kabul*onaylama   recognizable
reconcile barıştırmak-uzlaştırmak-razı etmek   reconcilation barışma-uzlaşma   irreconcilable
record katdetmek-plak-tutanak-sicil-rekor-ün   recorder kayıt aygıtı-teyp-yargıç   recorded
recur tekrar meydana gelmek-yinelemek   recurrence tekerrür-yineleme-tekrar   recurrent yinelenen-yeniden olan
redeem bedelini vererek yeniden almak-ifa   redemption geri alma-kurtarma   redeemable
reduce azaltmak-zayıflamak-fetetmek   reduction azaltma-tenzilat-harita   reduced
redundancy gereğinden fazlalık-bolluk   redundant gereksiz-luzumsuz-aşırı
regress gerilemek-ilkelleşmek   regression regressive
regularize regularity düzen-intizam-düzenlilik   regular muntazam-düzenli-nizami
relate hikaye etmek-ilişki kurmak-ait olmak   relevance related ilğili-ilişkili-bağlantılı
relieve hafifletmek-ferahlatmak-avutmak   relief ferahlama-kurtuluş-avuntu-çare   relieved rahat-ferah-yatışmış
rely on güvenmek-itimat etmek-bel bağlamak   reliance güven-itimat-inan   reliable
remedy çare-ilaç-derman-tedavi etmek   remedy remedial tedavi edici-iyileştirici
reminisce eski günlerden konuşmak   reminiscence hatırlama-anı-anılar   reminiscent ..i hatırlatan-benzeri
repeat tekrarlamak-yinelemek-nakarat   repetition tekrar-yineleme   repetitious defalarca tekrarlanmış
represent tasvir etmek-simgelemek   representation temsil-tasvir-oyun-simge   representative temsil-örnek-vekil
repress bastırmak-önlemek-tutmak   repression önleme-engelleme-baskı   repressive sert-acımasız
reproach azar-suclama-sitem-leke-ayıplamak         reproachful
require istemek-dilemek-rica etmek   requirement ihtiyaç-gereksinim-icap      
      requisition resmi-resmen talep   requisite ile karşılığını vermek
resent kızmak-içerlemek-alınmak-gücenmek   resentment dargınlık-küskünlük-dargınlık   resentful alınmış-kırgın
resist karşı koymak-direnmek-ğöğüs germek   resistance direnç-direnme-dayanma   resistant dirençli-dayanıklı
respect saygı-riayet-uyma-yön-nokta   respectability respectful saygılı
respond yanıt vermek-yanıtlamak   response yanıt-karşılık   responsive yanıt veren
      responsibility sorululuk   responsible sorumlu-güvenilir-emin
restrict sınırlamak   restriction sınırlama   restricted kısıtlı-kontrollü-dar
retard geciktirmek-yavaşlatmak   retardation retarded yavaş gelişen-geri zekalı
reveal açığa vurmak-göstermek-pervaz   revelation açığa vurma-ifşa   revealing
revere sevip saymak-hayranlıkve saygı   reverence derin sayğı-reverans   reverent saygılı
revise yeniden elden geçirmek-ikinci prova   revision tekrar-düzeltilmiş baskı   revised
revolt başkaldırı-isyan-karşı gelmek   revolution ihtilal-devrim-tur-devir-devre   revolting iğrenç
rival rakip-rekabet etmek   rivalry rekabet-rakiplik   rival
sadden üzmek-üzülmek   sadness sad üzgün-kederli-acıklı
      sarcasm acı olay-küçümseme-alay   sarcastic iğneleyici-küçümseyici
satisfy memnun etmek-tatminetmek-ikna etme   satisfaction hoşnutluk-tatmin-tazmin   satisfactory doyurucu-yeterli
save kurtarmak-biriktirmek-saklamak-korumak   safe emniyette-emin-güvenilir   safe
scorn tepeden bakma-küçümseme-reddetme   scorn sornful hor gören-küçümseyen
      secrecy sır saklama-gizlilik   secretive ağzı sıkı-sır vermez
secure emniyette-emin-garantili-güvence   security güvenlik-teminat-emanet-kefil   secure
select seçme-seçkin   selection seçme-seçme şey   selected
sell satmak-sattırmak-dalavere-yutturmak   sale satış-sürüm-indirim-mezat   sold
sense duyu-hisanlayış-akıl-zeka-kanı-sezmek   sensebility sensetive
sentiment duygu-his-hassasiyet-kanı   sentimental duygusal-duygulu-içli
separate ayırmak-bölmek-ayrılmış-farklı   separation ayrılma-ayrılık   separate
serve hizmet vermek-iş yapmak-çalışmak   servant hizmetçi-uşak-köle      
shame utanç-utanma-leke-ayıp   shame shameful utanç verici-yüz kızartıcı
shock demet yığını-darbe-sarsıntı-şok         shocking şok edici-çok kötü
signify bildirmek-ifade etmek-belirtmek   significance önem-anlam-değer   significant önemli-anlamlı-değerli
silence sessizlik-dinğinlik-susturmak   silencer susturucu-ses azaltıcı   silent sessiz-gürültüsüz-suskun
simplify basit-sadece-gerçekten   simplicity kolaylık-sadelik-saflık   simple gösterissiz-basit-sıradan
simulate taklit etmek-numara yapmak   simulation simulated taklit-gerçeği gibi
      skill beceri-ustalık-hüner-marifet   skillful becerikli-usta-hünerli
sleep uyumak-uyku         sleepy yorgun ve uykulu-sakin
slow yavaş-kalın kafalı   slowness slow
socialize society social sosyal-girgin-toplantı
soften yumuşatmak-gevşetmek   softness soft yumuşak-alkolsüz-hafif
solemnize evlilik için tören yapmak   solemnity ciddiyet-resmiyet   solemn dinsel-resmi-kutsal
solve çözmek-halletmek   solution çözelti-çözünme-erime   solvable
speak konuşmak-söylemek   speech konuşma yeteneği-demeç   speechless dili tutulmuş-dilsiz
specify açıkça belirtmek   specification belirtme-şart name   specified
specualete kuramsal-borsada oynamak   speculation spekulasyon-tahmin-vurgun   speculative spekülatif-kuramsal
steady sabit-muntazam-mazbut-ciddi   steadiness steady sabit-düz-değişmez
stimulate uyarmak-teşviketmek-kamçılamak   stimulus uyaran-uyarıcı      
      strangeness strange yabancı-tuhaf-garip
study okuma-inceleme-taslak   student öğrenci-uzman   studious çalışkan-dikkatli
subsidize dibe çökmek-sakinleşmek-durulmak   subsidiary bayi-şube-ikincil-ek-yardımcı      
succeed başarıya ulaşmak-yerini almak   success başarı-başarılı kimse/şey   successful başarılı
      suddenness sudden ani-ansız-beklenmedik
suffice yetmek-yeterli olmak-doyurmak   sufficiency yeterlilik-yeterli şey   sufficient yeterli
suit takım elbise-dava-uygun olmak   suitability suitable uygun-yerinde-elverişli
surprise sürpriz-şaşkınlık-baskın         surprised
suspect şüphelenmek-kuşkulanmak-sanık   suspicion şüphe-güvenmeme-kuşku-zan   suspicious şüpheli-kuşkulu
      swiftness swift çabuk-atik-tez-hızlı
symbolize simgelerle anlatmak-sembolize   symbol sembol-simge   symbolic sembolik
synthesize sentez yaparak oluşturmak   synthetic sentetik-yapay      
systematize sistemleştirmek-sistematize   system sistem   systematic sistemli
               
      tecnique teknik-yordam   technical teknik
temporize temporariness temporary geçici
tempt şeytana uydurmak-özendirmek-ayartma   temptation cezbedici şey-baştan çıkarma   tempting
terminate bitirmek-son vermek-bitmek   termination bitirme-bitim-son   interminable
terrify ödünü patlatmak-çok korkutmak   terror terör-korku-dehşet   terrifying
theorize kuram oluşturmak   theory teori-kuram   theoreticical teorik-kuramsal
think düşünmek-sanmak-ummak   thought düşünüş-görüş-niyet   thoughtful düşünceli-nazik
thrive iyiye gitmek-başarılı olmak-büyümek         thriving
tighten sıkılaştırmak-daraltmak   tightness tight sıkı-gergin-sarhoş-cimri
tolerate hoş görmek-katlanmak   tolerance tahammül-hoş görü   tolerant
tour tur-gezi-turne   tourist turist   touristic
treachery ihanet-sahtelik-döneklik   treacherous hain-dönek-tehlikeli
transfer nakletmek-taşımak-devir   transference transferable
transform biçimini değiştirmek-dönüştürmek   transformation dönüşüm-dönüştürüm   transformational
triumph zafer-yengi         triumphal
trust güven-sorumluluk-koruma         trusting
tyrannize zalimce yönetmek   tyrant zorba-zorba hükümdar   tyrannical
ultimate son-en son-mükemmel
      uncertainty kuşku-kararsızlık   uncertain kuşkulu-kararsız
understand anlamak-işitmek-haberi olmak   understanding anlayışlı-anlaşma   understandable
use kullanma-amaç-fayda-yarar   usefulness useless yararsız-işe yaramaz
utilize kullanmak-yararlanmak   utility yarar-fayda   utilitarian
vacate boşaltmak-tahliye etmek   vacancy boş yer-boşluk   vacant boş-açık-münhal
validate tasdik etmek-onaylamak   validity doğruluk-geçerlik   valid makul-meşru-kanuni
vary değişik olmak-değiştirmek   variation değişim miktarı-değişme   varied
victor kazanan-galip   victorious muzaffer-galip
      virtue fazilet-erdem-üstünlük   virtuous erdemli-dürüst
      violence şiddet-zorbalık   violent sert-zorlu-acı veren
visualize tasavvur-hayaletmek-düşünmek   vision ileriyi görme-yaratıcılık-hayal   visual görsel
vitalize vitality hayatiyet-canlılık-dirilik   vital can alıcı-canlı-hayati
volunteer gönüllü-gönüllü asker olmak         voluntary gönüllü
waste israf-atık madde-kıraç-boş         wasteful savurgan-müsrif
weaken zayıflamak-zayıflatmak   weakness weak güçsüz-zayıf
wonder şaşkınlık-büyük olay-mucize         wonderful harika
worry üzüntü-kaygı-merak etmek         worried edişeli-kaygılı-üzgün
               

Yorum yazabilirsiniz