Özel Arama

Archive for İngilizce Kelimeler

PRODUCE

PRODUCE

(prı’dyu:s)

üretmek

-Charles Dickens produced many well known works of fiction.

Charles Dickens çok tanınan çal

-Vestel produces  1000 machines each day.

Vestel her bir yıl  1000 makine üretir.

-The film studio produced a cartoon  for the holiday season.

Film stüdyosu tatil sezonu için çigi film üretti.

Yorumlar (1)

PROPOSE

PROPOSE

(prı’pose)

önermek-

-Director proposed that we should make a plan to overwhelm this problem.

Müdür bu problemin üzerinden gelmemiz için bir plan yapmamız gerektiğini önerdi.

-I would like to propose the following recommendations.

Aşşağıdaki tavsiyeleri önermek istiyorum.

-Bill proposed to Julia in a very romantic way.

Bill  romantic bir yolla Julia ya evlenme teklif etti.

Yorumlar

PROTECT

PROTECT

(prı’tekt)

korumak

-What did  the factory do to protect the river from pollution?

Fabrika nehri kirlilikten kuorumak için ne yaptı.

-In order to protect your skin from  the sun while lying on the beach, use cream.Kumsalda uzanırken cildini güneşten koruman için krem kullan.

-God protects you from all evils!

Allah seni bütün kötülüklerden korusun!

Yorumlar

PERMIT

PERMIT

( pı’mit)

izin vermek

-         Jane permitted her children to stay up late on weekends.

Jane çocukların hafta  sonları geç vakte kadar kalmalrına izin verdi.

-My teacher permitted me to leave class early.

Öğretmenim sınıftan erken ayrılmama izin verdi.

-The security  didn’t permit him  to smoke here.

Güvenlik onun burada sigara içmesine izin vermedi.

Yorumlar

PROMISE

PROMISE

(’promis)

söz vermek

-I promised that I would  be home by  midnight.

Gece yarısına yakın evde olacağıma dair söz verdim.

-You must come my party.You promised to come!

Partime mutlaka  gelmelisin.Geleceğine dair  söz verdin.

-I promise  that I never  tell lie  again.

Tekrar asla yalan söylemeyeceğime dair söz verdim.

Yorumlar

PREPARE

PREPARE

(pri’peı)

hazırlamak-hazırlanmak

-The student prepared for  the exam by studying all night.

Gece boyunca çalışarak öğrenci sınava hazırlandı.

-The  maid prepared the beds for the hotel  guests.

Hizmetli misafirler için yatakları hazırladı.

-The English Department Teachers of KOCATEPE prepared an examination for preparatory students.

Kocatepe ingilizce bölümü öğretmenleri  hazırlık öğrencileri  için bir sınav hazırladı.

Yorumlar

QUARREL

QUARREL

(‘kworıl)

kavga etmek-atışmak

-We quarreled over the question about who discovered America.

Amerikayı kimin keşfettiği hakkındaki soru üzerine atıştık.

-Because we are going to live forever,we don’t quarrel with each other.Ömür boyu beraber yaşayacağımız için birbirimzile tartışmayız.

Yorumlar

PREDICT

PREDICT

(pri’dikt)

önceden tahmin etmek

-The psychic claimed to be able to predict  the future.

Fizikçi geleceği tahmin edebileceğini iddia etti.

-The weather forecaster predicted rain.

Hava tahmincisi yağmuru önceden tahmin etti.

-The bank officer predicted the decreasing in interest rates.

Banka memuru faiz oranlarındaki düşüşü önceden tahmin etti.

Yorumlar

OBSERVE

OBSERVE

( ıb’zö:vı)

gözlemlemek

-The scientist  observed how  the rat behaved in the maze.

Bilim adamı kapanda sıçanın nasıl davrandığını gözlemledi.

-A  teacher  always observes what  his  students  do during the lesson.Bir öğretmen herzaman ders esnasında öğrencilerin ne yaptıklarını gözlemler.

-I observed the soccer game from a distance.

Uzaktan  futbol oyununu  gözlemledim.

Yorumlar

OVERTAKE

OVERTAKE

(  ouvı’teyk)

sollamak

The robbers overtook  the police on the highway.

Hırsızlar anayolda polisi solladılar.

Don’t overtake the cars when there is sign.

İşaret varken arabaları sollamayın.

Yorumlar


Bu siteye ingilizce kelimeler, ingilizce kelime, ingilizce sayılar, ingilizce renkler, kpds ingilizce kelimeler gibi sözcüklerle geldiniz.