Nisan 1, 2010 at 15:27
· Filed under İngilizce Kelimeler
->
PRODUCE
(prı’dyu:s)
üretmek
-Charles Dickens produced many well known works of fiction.
Charles Dickens çok tanınan çal
-Vestel produces 1000 machines each day.
Vestel her bir yıl 1000 makine üretir.
-The film studio produced a cartoon for the holiday season.
Film stüdyosu tatil sezonu için çigi film üretti.
Permalink
Nisan 1, 2010 at 15:26
· Filed under İngilizce Kelimeler
->
PROPOSE
(prı’pose)
önermek-
-Director proposed that we should make a plan to overwhelm this problem.
Müdür bu problemin üzerinden gelmemiz için bir plan yapmamız gerektiğini önerdi.
-I would like to propose the following recommendations.
Aşşağıdaki tavsiyeleri önermek istiyorum.
-Bill proposed to Julia in a very romantic way.
Bill romantic bir yolla Julia ya evlenme teklif etti.
Permalink
Nisan 1, 2010 at 15:26
· Filed under İngilizce Kelimeler
->
PROTECT
(prı’tekt)
korumak
-What did the factory do to protect the river from pollution?
Fabrika nehri kirlilikten kuorumak için ne yaptı.
-In order to protect your skin from the sun while lying on the beach, use cream.Kumsalda uzanırken cildini güneşten koruman için krem kullan.
-God protects you from all evils!
Allah seni bütün kötülüklerden korusun!
Permalink
Nisan 1, 2010 at 15:26
· Filed under İngilizce Kelimeler
PERMIT
( pı’mit)
izin vermek
- Jane permitted her children to stay up late on weekends.
Jane çocukların hafta sonları geç vakte kadar kalmalrına izin verdi.
-My teacher permitted me to leave class early.
Öğretmenim sınıftan erken ayrılmama izin verdi.
-The security didn’t permit him to smoke here.
Güvenlik onun burada sigara içmesine izin vermedi.
Permalink
Nisan 1, 2010 at 15:25
· Filed under İngilizce Kelimeler
PROMISE
(’promis)
söz vermek
-I promised that I would be home by midnight.
Gece yarısına yakın evde olacağıma dair söz verdim.
-You must come my party.You promised to come!
Partime mutlaka gelmelisin.Geleceğine dair söz verdin.
-I promise that I never tell lie again.
Tekrar asla yalan söylemeyeceğime dair söz verdim.
Permalink
Nisan 1, 2010 at 15:25
· Filed under İngilizce Kelimeler
PREPARE
(pri’peı)
hazırlamak-hazırlanmak
-The student prepared for the exam by studying all night.
Gece boyunca çalışarak öğrenci sınava hazırlandı.
-The maid prepared the beds for the hotel guests.
Hizmetli misafirler için yatakları hazırladı.
-The English Department Teachers of KOCATEPE prepared an examination for preparatory students.
Kocatepe ingilizce bölümü öğretmenleri hazırlık öğrencileri için bir sınav hazırladı.
Permalink
Nisan 1, 2010 at 15:25
· Filed under İngilizce Kelimeler
QUARREL
(‘kworıl)
kavga etmek-atışmak
-We quarreled over the question about who discovered America.
Amerikayı kimin keşfettiği hakkındaki soru üzerine atıştık.
-Because we are going to live forever,we don’t quarrel with each other.Ömür boyu beraber yaşayacağımız için birbirimzile tartışmayız.
Permalink
Nisan 1, 2010 at 15:24
· Filed under İngilizce Kelimeler
PREDICT
(pri’dikt)
önceden tahmin etmek
-The psychic claimed to be able to predict the future.
Fizikçi geleceği tahmin edebileceğini iddia etti.
-The weather forecaster predicted rain.
Hava tahmincisi yağmuru önceden tahmin etti.
-The bank officer predicted the decreasing in interest rates.
Banka memuru faiz oranlarındaki düşüşü önceden tahmin etti.
Permalink
Nisan 1, 2010 at 15:24
· Filed under İngilizce Kelimeler
OBSERVE
( ıb’zö:vı)
gözlemlemek
-The scientist observed how the rat behaved in the maze.
Bilim adamı kapanda sıçanın nasıl davrandığını gözlemledi.
-A teacher always observes what his students do during the lesson.Bir öğretmen herzaman ders esnasında öğrencilerin ne yaptıklarını gözlemler.
-I observed the soccer game from a distance.
Uzaktan futbol oyununu gözlemledim.
Permalink
Nisan 1, 2010 at 15:24
· Filed under İngilizce Kelimeler
OVERTAKE
( ouvı’teyk)
sollamak
The robbers overtook the police on the highway.
Hırsızlar anayolda polisi solladılar.
Don’t overtake the cars when there is sign.
İşaret varken arabaları sollamayın.
Permalink