Özel Arama

PREDICT

PREDICT

(pri’dikt)

önceden tahmin etmek

-The psychic claimed to be able to predict  the future.

Fizikçi geleceği tahmin edebileceğini iddia etti.

-The weather forecaster predicted rain.

Hava tahmincisi yağmuru önceden tahmin etti.

-The bank officer predicted the decreasing in interest rates.

Banka memuru faiz oranlarındaki düşüşü önceden tahmin etti.

Yorumlar

OBSERVE

OBSERVE

( ıb’zö:vı)

gözlemlemek

-The scientist  observed how  the rat behaved in the maze.

Bilim adamı kapanda sıçanın nasıl davrandığını gözlemledi.

-A  teacher  always observes what  his  students  do during the lesson.Bir öğretmen herzaman ders esnasında öğrencilerin ne yaptıklarını gözlemler.

-I observed the soccer game from a distance.

Uzaktan  futbol oyununu  gözlemledim.

Yorumlar

OVERTAKE

OVERTAKE

(  ouvı’teyk)

sollamak

The robbers overtook  the police on the highway.

Hırsızlar anayolda polisi solladılar.

Don’t overtake the cars when there is sign.

İşaret varken arabaları sollamayın.

Yorumlar

OVERCOME

OVERCOME

(ouvı’kam)

yenmek,üstesinden gelmek

The soldiers overcame his enemies and won the battle.

Askerler düşmanlarını yendiler ve savaşı kazandılar.

I overcame my fear of flying by taking several short flights last month.

Geçen ay birkaç kısa uçuşlar yaparak uçuş korkumun üstesinden geldim

Yorumlar

OFFER

OFFER

(’ofı)

önermek-teklif etmek

I offered  some candy to the child.

Çocuğa biraz şekerleme önerdim.

I offered the salesman 3000$ for used car but he didn’t accept.

Satıcıya 3000$ teklif ettim ama kabul etmedi.

Yorumlar

OCCUR

OCCUR

( ı’kö:)

meydana gelmek

The accident occured when my car’s brakes failed.

Arabamın frenleri bozulduğunda kaza meydana geldi.

Snow occurs when the temperature is below freezing.

Sıcaklık donma derecesinin altında olduğunda kar meydana gelir.

Yorumlar

ORDER

ORDER

(‘o:dı)

emretmek-sipariş vermek

-Her  mother ordered him to do the shopping.

Annesi ona alış veriş yapmasını emretti.

-Jimmy ordered two main courses for lunch.

Jimmy iki ana yemek sipariş ettti öğle yemeği için.

Yorumlar

NOTICE

NOTICE

( ’noutis)

fark etmek

-The witness noticed many details about the accident.

Şahit kaza hakkında çok detayı fak etmiş.

-Bill noticed that it was  about  to rain.

Bill yağmurun yağmak üzere olduğunu fark etti.

Yorumlar

NEGOTIATE

NEGOTIATE

( ni’goşieyt)

görüşmek -müzakere etmek

Bob negotiated with his boss for a higher salary.

Bob patronuyla daha yüksek maaş için görüştü.

They negotiated the sale  of the house.

Evin satılmasını müzakere ettiler.

Yorumlar

NEGLECT

NEGLECT

(ni’glekt)

ihmal etmek

-My flowers died because  I neglected them.

Çiçeklerim öldü,çünkü onları ihmal ettim.

-The irresponsible parents neglected their children.

Sorumsuz veliler  çocuklarını ihmal ettiler.

- I neglected to go to bank today,so I will  go tomorrow.

Bu gün bankaya gitmeyi ihmal ettim,dolayısıyla yarın gideceğim.

Yorumlar


Bu siteye ingilizce kelimeler, ingilizce kelime, ingilizce sayılar, ingilizce renkler, kpds ingilizce kelimeler gibi sözcüklerle geldiniz.